La Temperature

La Temperature
 
Anasayfa­Takvim­SSS­Arama­Üye Listesi­Kullanıcı Grupları­Kayıt Ol­Giriş yap
Yeni Başlık Gönder   Cevap GönderPaylaş | 
 

 Xavier John*

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Xavier John Redmond



Mesaj Sayısı: 1
Kayıt tarihi: 18/02/10

MesajKonu: Xavier John*   Perş. Şub. 18, 2010 10:31 pm

Ad/Soyad:Xavier John Redmond
Rp:
[justify]Büyüleyici siyah bir kuş pencerenin önünden
huşuyla geçiyordu. Onun

havada süzülüşünü izlemek insanın
üzerine inanılmaz bir mutluluk

salıyordu. Uçmak, özgür olmak.
Xavier bu duyguyu hissetmeyeli epey

olmuştu. İçindeki isyankâr
ruh çığlıklarla hemen Quidditch sahasına

gitmesini istiyordu.
Bu mutluluğu teninde tekrar hissetmek bedenini

kapladığını
görmek istiyordu. Mutsuzlukla dışarıdaki havaya baktı.

Sabahın
tüm güzellikleri ve Ekim' in tüm kasvetini toplamış Xavier’ı

isyana
davet ediyordu. Bugün Ekim'in son günüydü ve belkide bir kaç ay

içinde
görebilecekleri son güneşli gündü. Gözlerinde elle tutulabilir

bir
mutsuzluk vardı. Kendini hapsedilmiş gibi hissediyordu. Özgürlüğü

kısıtlanmıştı.
Tek görüş günleri ise Çarşamba'larıydı. Onun da

gelmesine
daha 4 gün vardı. Henüz Quidditch maçları da başlamamıştı.

Ruhu
sıkılıyordu. Kalbide ona eşlik eder gibi az atmaya başlamıştı.

Damarlarında
kanının akmasını sağlamanın tek çaresi vardı. Vücuduna

hava
desteği vermek. Pencerenin yanındaki koltuğu ayaklarıyla iterek

doğruldu.
Vücudunda somut bir istek dolaşıyordu. Yaşamasının tek

çaresinin
ne olduğunu bilen ölüme mahkûm bir tutuklu gibiydi.

Yatakhaneye
ilerleyerek yatağının yanında komodinin kenarına koyduğu

süpürgesini
aldı. Süpürgesinin pürüzsüz sapını elinde dolaştırırken

ateşin
vücudunda kalbine doğru ilerlediğini hissedebiliyordu.

Gözlerinde
kimsenin anlam veremeyeceği bir ışık parıldıyordu. Bunu

sadece
bir Quidditch Oyuncusu anlayabilirdi. Süpürgesinin ucuna altın

harflerle
işlenmiş yazıya baktı;"Ateşoku". Yüzündeki
gurur ve kibir

karışımı duyguyla yatakhanenin soluk kahverengi
kapısını açarak ortak

salona ilerledi. Ateşokunu aldığı günü
hatırlıyordu. Öyle mutluydu ki.

Daha önce hiç şeker yememiş
bir çocuk gibi ilk kez süpürgeye bindiğini

hissetmişti. Daha
önce hiç bu kadar muhteşem bir hediyesi olmamıştı.

Şimdilerde
pek rövanşta bir süpürge olmasa da o günlerde alabilmek için

dükkânın
önünde kuyruk olurdu. Ateşoku gibi bir kaç süpürge daha

çıkmıştı.
Ama Ateşokları popülerliklerini hep korumuştu. Hala en çok

kullanılan
süpürgeler arasındaydı. Xavier onu ellerinde kırılacak bir

eşya
gibi taşıyarak portre deliğinden tırmandı. Giriş Salonundaki

araziye
açılan büyük ve ihtişamlı kapıya doğru ilerledi. Heyecanlı bir

kalabalık
onu içine çekmeye hazır gibiydi. Ama o onlara aldırmadan

arazinin
muhteşem havasıyla ciğerlerini doldurdu. Herkes bu akşam ki

balo
için heyecanlıydı. Durmadan kostümleri ve saçları hakkında

konuşuyorlardı.
Xavier onları duymamaya çalışıyordu. Çünkü kendisi de

onlar
gibi baloya hazırlanmalıydı ve bu süreç onun havada kalacağı

zamanı
daraltıyordu. Diğerleri gibi heyecanlı değildi. Ama etrafa

yayılan
söylentilere göre şimdiye kadar ki en muazzam balo olacaktı. Bu

Cadılar
Bayramı Büyük Salon' da kutlanmak yerine Balo Salonunda

kutlanılacaktı.
Xavier bunu duyduğunda söylentilerin gerçek olabileceği

kanısına
varmıştı. Balo Salonu, içinde her türlü gösteriyi

sağlayabilecek
kadar büyüktü ve çeşitli sihirlerle donatılmıştı. Xavier

en
son Balo salonuna girdiğinde ne için orada bulunduğunu hatırladı;

Savaşta
ölen kahramanlar için yas töreni. Balo ağlıyor gibi

görünüyordu.
Slytherin'lerin bile üzüldüğü görülebiliyordu. Ki bu

odanın
sihrinin bir parçası gibi görünüyordu. Oda kendini içindeki

kutlama
ve anma gibi törenler için hazırlıyordu.


Gecenin nemiyle
ıslanmış
çimleri ezerek Bekçi kulübesinin arkasındaki patikadan

Quidditch
sahasına ilerliyordu. Yasak Orman çekiciliğini ve gizemlerini

kullanarak
insanları içine çekmeye çalışıyordu. Öğrenciler arazinin

ıslaklığına
aldırmayarak çimlere yayılmıştı. Xavier' de onlar gibi bu

ortamın
etkisindeydi. Öğleden sonraki dersler iptal edilmişti. Ki bu da

bu
Cadılar Bayramı' nın Hogwarts' ın tarihine geçeceğinin bir

kanıtıydı.
Ayaklarının altında ezilen çimlerin seslerinin dışında

sessizlikle
Quidditch Sahasına ilerledi. Artık adımlarını çamurlaşmaya

başlamış
toprakta atıyordu. Vücudunu kaplayan bir sıcaklık ellerine

doğru
ilerledi ve Ateşokunu istemsizce kaldırmasını sağladı. Xavier

Ateşokuna
atladığında tüm hapsedilmişliğinin üzerinden gittiğini

hissetti.
Neşeyle çığlık attı. Hava onu sevinçle kucaklamıştı.

Gökyüzüne
doğru hızla uçtu. Ateş oku hızlandıkça o sesini daha da

yükseltiyordu.
Gülümseyerek Tutucu çemberlerinin içinden geçti.

Kahkahalarıyla
sarsılan Quidditch sahası onu bırakmaya niyetli değildi.

O da
onu. Elinde olmadan gülümseyip çığlıklar atarak Ateş okunun havayı

yararken
çıkardığı sesleri kuvvetlendiriyordu. O kendini kaybetmişken

saatinin
tik taklarını duyamıyordu. Zaman gittikçe ilerliyordu. Bir

saat
sonra Cadılar Bayramı Balosunun başlayacağının farkında bile

değildi.
Nefes almak ve vücudunu dinlendirmek için havada birkaç

saniyeliğine
durakladı. Beyninde biraz önce ona buraya gelmesini

söyleyen
şimdi ise kızgınlığa bürünmüş bir ses saate bakmasını

söylüyordu.
İstemsizce sol elini kaldırıp kıyafetinin kapattığı saati

gün
ışığına çıkardı. Gözleri dehşetle açıldıktan bir saniye sonra yere

dalışa
geçti. Toprağı ezerken gittikçe hızlanıyordu. Artık koşmaya

başlamıştı
ki arazinin bittiği noktaya, Hogwarts kapısına vardı.

Arazinin
havasını son bir kez ciğerlerine çekerek Hogwarts’ın heyecan

kokan
havasına daldı. İnsanlar telaş içinde koridorlarda koşturuyordu.

Birçoğu
kıyafetlerini giymişti bile. Xavier onların yanından geçerken

büyük
bir tezat oluşturuyordu. Diğerleri kostümlerini üzerine

geçirmişken
o terli eşofmanlarıylaydı. Koridor boyunca koşup ortak

salonuna
vardı. Ev cinlerinin telaşlı sesleri duyulabiliyordu. Portre

deliğini
hızla açarak içeriye daldı. Arkadaşlarından bazıları ona

şaşkınlıkla
seslenirken o elini aceleyle sallayarak yatakhaneye koştu.

Dün
gece hazırladığı kıyafeti gardıropta asılı duruyordu. Ama önce

sıcak
bir duşa girmeliydi. Buna zamanı yoktu. Bildiği tüm sihirleri

zihninde
gözden geçiriyordu. En sonunda sık kullanılan bir sihir aklına

geldi.
Asasını
vücudunun etrafında gezindirerek; "Aklapakla" diye

mırıldandı.
Vücudundaki kirler vantuzla emilirmiş gibi asasının içine

ilerlerken
o temizlendiğini hissediyordu. Şimdi temizlenmiş olan

vücuduna
en sevdiği parfümünü sıkarak kıyafetini giyindi. Saçları

kendisinden
geçmiş gibi görünüyordu.


Adımlarını kendinden emin
bir
şekilde ortak salona çevirdi. O içeriye girdiğinde birçok bakışı

üzerinde
hissedebiliyordu. Utangaç bir gülümseme suratını kaplarken

çekingen
bir şekilde portre deliğinden tırmandı. Bu kıyafetle çok zor

oluyordu.
Aslında kesimi kolay hareket edebilmeyi sağlıyordu. Ama

Xavier
böyle bir kıyafeti ilk kez giyiyordu. Kendini şimdiye kadar hiç

olmadığı
gibi hissediyordu; Yakışıklı ve çekici. Koridorlardan geçerken

bakışlar
üzerine çevriliyordu. Suratının kırmızıya dönüştüğünü

hissedebiliyordu.
İçinden Keşke bu olmasa diye diliyordu. Ama bu

gecenin böyle
geçeceği belliydi. Ona yüzyıllarmış gibi gelen birkaç

dakika
sonra Balo Salonunun kapısı gözüktü. Salonun ışıklandırması

koridora
yansımıştı. Daha salona girmeden içini bir heyecan bürüdü.

Salon
bitene kadar görevlilerden başka kimse görememişti. Birçok kişi

içeri
akın ediyordu. Xavier kapıdan içeriyi adımladığında nutkunun

tutulduğunu
fark etti. Hogwartsta daha kaç tane sürpriz yaşayacaktı.

Hayatı
boyunca hiç böyle bir görkem görmemişti. Zorlukla yutkunarak

etrafına
bakınıyordu. Keşke 10 tane gözüm olsaydı diye düşündü. Çünkü

etrafı
bir an önce gözlemleyebilmeyi istiyordu. Oda siyah ve kırmızının

aşkıyla
döşenmişti. Salonun ışıklandırması on metre yukarıda süzülen

oyulmuş
devasa balkabaklarının içinden gelen ışıkla yapılıyordu.

Masalar
oyulmuş devasa balkabakları şeklinde dizayn edilmişti. İnsanlar

içine
girip oturabiliyorlardı. Siyah perdeler pencerelerin etrafından

dolanıyor
ve odayı bir çadıra dönüştürüyordu. Dans pisti salonun büyük

bir
kısmını kaplıyordu ve dans pistinin üzerinde muazzam bir

ışıklandırma
vardı. Burayı Muggle'ların deyimiyle; bir Diskoya

dönüştürmüşlerdi.
Xavier şaşkınlık içinde masalardan birine geçti.

[/justify]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 

Xavier John*

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
La Temperature :: Rpg Bilgilendirme :: Role Playing :: Rp Puanlama-
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder